Artık hep beraberlerdi sadece yatmadan yatmaya ayrılıyorlardı kızı yurduna bırakırken sabahın olmasını o kadar çok istiyordu ki bizim oğlan gündüz ruh eşiyle birlikteyken zamanın donmasını istediği gibi... sürekli birliktelerdi ve o kadar zevk alıyorlardı ki bundan hiç sorun değildi onlar için kimin ne düşündüğü kimin ne dediği... onlar ruh eşlerini bulmuşlardı... esas oğlan kıza meleğim diyordu çünkü melek gibi birisiydi melek kalpliydi melek yüzlüydü melek dokunuşluydu melek sesliydi gerçekten melek gibi melekti... sorsanız esas oğlana saatlerce anlatırdı onu size hiç bıkmadan usanmadan... kız esas oğlana ne diyordu??? birşey demesine gerek yoktu çünkü yaz tatiline girerken ayrılacağı için esas oğlandan neredeyse bir haftadır uyumamıştı bile ve ağlamaktan gözleri artık açılmıyordu maviş gözleri kanlanmıştı artık... kolay değildi tabi bir vücuttan kalbi sökmek kadar zordu ayrılık onlar için her ne kadar 3 aylığınada olsa...
Garajda herkes esas oğlana bakıyordu dimdik ayaktaydı sessizdi ama yüreği feryatşar içindeydi keşke kalydı hep yanında meleğini almasalardı ondan... hemen geçmezdiki 3 ay... 1 saat bile onsuz geçiremezken 3 ay ne demekti??? dua etti bol bol Allah sabır versin diye karşılıklı sözleştiler kayıtlarda buluşmak üzere son kez öptü otobüse binmeden son kez meleğinin cennet kokusunu çekti içine...
eve gittiğinde garajda içine akıttığı göyaşlarını artık gizleyemiyordu esas oğlan heryerde o varı her odada her mekanda her an daha yarım saat önce onun bebek kokusunu hissederken şimdi çoktan uzaklardaydı... neyse Allah büyük dedi ve yattı... yattı ama uyuyamadı... sabahın ilk ışıklarında meleğinden geleni telefonu bekledi ve sabah onun sesini duyup onsuz uyumak istemesede artık uykuya yenik düştü...
haziran ve temmuz ayı geçmişti bile şimdi ağustos kaldı hele bir bitsin oda... neyse az kaldı yarısı gitmişti bile ağustos ayıda bitiyordu... ağustosun 15'iydi ona evlenme teklif etmişti esas oğlan... okul bitince askere gidecekti hemen sonra hemen iş bulup meleğiyle birleştirecekti hayatını...
O gece yine konuştular saatlerce ve artık uyumalıyım dedi melek... "Seni çok seviyorum" dediler ve uykuya çekildiler... keşke herşeyin sonu iyi olsaydı... ama şairin de dediği gibi "ayrılma vakti geldiyse bu diyardan, meçhule bir gemi kalkar bu limandan..." esas oğlan fırladı bir anda yatağından sanki bıçakla paramparça edilmiş gibiydi meleğine birşey olmuştu kesin çünkü seven kalpler birlikte atan kalpler bilirlerdi birbirlerini... hissederlerdi ruh eşiydi onlar... heme telefona sarıldı ama şebeke meşguldü birkaç kere daha denedi olmadı olmadı esas oğlanın merakına inat şebekeler onların karşısındaydı bir alo dediğini duysa rahtlıcaktı ama kalbi sıkıştı iyice esas oğlanın eziyorlar kalbini... kesin birşey olmuştu meleğine... kesin...
mutfağa gitti su içti dolabın üstünde meleğinin giderken yazdığı "seni kocaman seviyorum" sen ağlama sakın çukulatam ben hep yanında olucam kıymetlim yazısını okudu... aa söylemeyi unuttum meleğide bizim esas oğlana kıymetlim diyordu... bir anda kalbi yine sıkıştı anlam veremiyordu ama ne olursa olsun konuşmalıydı meleğiyle yoksa olmucaktı böyle yine aramayı denedi şebeke yine meşguldü...
oyalanmak için televizyonu açtı... kanalları gezerken birden altyazılar takıldı gözüne...
TARİH : 17 Ağustos 1999
YER: ADAPAZARI
SAAT: 03:02'de merkezi Kocaeli-Gölcük olan, Richter 7.4 şiddetinde büyük bir deprem yaşandı
Saatine baktı esas oğlan 03:30 ya meleğin birşey olduysa ya ona birşey oluysa.... çıkamadı içinden sorulardan sıyrılamadı ne yapacaktı ne yapması gerekiyordu??? hiç düşünmeden üzerini değiştirdi yanına biraz para aldı ve garajın yolunu tuttu 10 nisan karakolunun ordan garaja 15 dakikada inmişti... kan ter içinde geziyordu adapazarına bilet arıyordu... hem arıyor hemde gözyaşlarına hakim olamıyordu onu gören görevliler bir yere oturttular ve ilk otobüsün sabah olduğu söylediler... nasıl beklicekti? dakikalar geçmek bilmiyordu... ne kadarda yavaş geçiyordu zaman? meleği ne yapıyordu acaba? o pamuk ellerine tekrra dokunabilecekmiydi... kalbi sıkışıyordu... elleri titriyordu esas oğlanın... gözleri durmuştu ama kalbi ağlıyordu... derken otobüse bindi ve her tarafta tüm yurtta deprem konuşulur olmuştu... onun aklı ise meleğindeydi... iyimiydi acaba... meleğinin maviş gözlerine bakabilecekmiydi acaba... seni seviyorum diyebilecekmiydi yine???
adapazarına vardıklarında akşamüstüydü... adresi neydi ama nasıl bulacaktı meleğini??? kimi arayabilirdi kimi? babsının adı neydi??? off offf meleği nerdeydi????? derkn telefonu çaldı... karşı taraftaki en yakın arkadaşıydı ama her ikiside ağlamaktan konuşamadılar derken bulundu adres evdeki not defterinde vardı meleğinin adresi direk oraya gitti esas oğlan... ama hangi binaydı??? herkes kaos içinde etrafta yaralılar polis itfaiye ortalık ana baba günü gibi herkesi almış bir telaş... meleğine bir kavuşsaydı keşke... kalbinin atışlarını çırpınışlarını artık dışarıdan duymak mümkündü... evi buldu ama ev ki nasıl ev... 5. kat artık zemindeydi... ya meleği??? meleği nerdeydi??? mavişi??? bitanesi??? nuryüzlüsü??? etrafındakilere sordu buradan yaralı çıkarıp çıkarmadıklarını oraya şimdi bakacaklarını söylediler...
esas oğlan durmadı duramazdı... kolları sıvadı başladı kazmaya bir yandan kazıyor bir yandan bağırıyordu... ses yoktu... derken onun bu çırpınışını görüp yardıma gelen maden işçileri de başladılar kazı işine... maden işçileri deyip geçmeyin usta kazıcılardı onlar... derken apartmanın diğer tarafından bir ses duyduklarını söylediler... ve bir bayan çıkartıldı apartmandan... umutlandı esas oğlan... kadını ambulansa götürürlerken meleğini sordu kadın meleğinin üt komşusuydu o zaman meleğide aynı yerde olabilirdi... kazdılar kazdılar tırnaklarını avuçlarını parçaladı... kazdı kazdı ve kazdı...
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
