Çocuk, çocukken oyun için yaşar. Hiç akla, hayale gelmeyecek türde oyunları kolayca keşfedebilir. Çocuk, kendine oyun bulmak konusunda ustadır. Bir taştan, bir tahtadan, bir kağıttan hatta bir doğa olayından bile kendisine oyun yaratabilir.
Yıllar önceydi ve bizde çocuktuk. Her şey oyundu bizim için; oyunla yatar, oyuna kalkardık. Daha yedi-sekiz yaşlarındayız. Afyon'un soğuğu fenadır. Havanın buz kestiği, karın eksik olmadığı günlerdeyiz, okula da başlamış bulunduğumuz için okula gidiyoruz; yeni arkadaşlarla, yeni oyunlar oynamak için. Bir teneffüste koşarak geldi arkadaşım: "Yeni bişey buldum, çok güzel, gel de oynayalım hadi". Dururmuyum hiç gittim hemen peşinden. Saçağın altına geçerek kendimizi yağan kardan korumaya alınca bana: "Bak şimdi, kafanı yukarı kaldır ve yağan karı izle, sanki göğe uçuyo gibi oluyo, çok güzel" dedi, kafamı kaldırıp bakınca -tabii konsantre de oluunca-: " Hakkaten yav uçuyoz olum" diyerek karşılık verdim. O teneffüsü göğe uçarak geçirmiştik ve tabii geriye dönüş kolay olmadığından derse de geç kalmıştık.
Evleri çok yakın olmasa da pek uzakta değildi bize. Kar yağdığı günlerde büyüklerimizden izin kopardıktan sonra -olmadı kaçarak- bir saçak altına geçer ve gökten gelen karlara bakardık. Bu esnada; pilot, astronot, uzay aracı, uzaylı aklımıza ne gelirse onu olurduk. Oyunumuzu yeni şeylerle süslerdik her defasında. Başkaları bizim havaya boş boş baktığımızı zannederdi, oysa biz dünyanın dışına çıkar kendi dünyamızı yeniden inşa ederdik, bozar yenisini yapardık; işimize kimseleri karıştırmadan. Her oyun ayrı bir dünyaydı, her oyun ayrı bir hayal...
Aylar-mevsimler geçince doğal olarak oyunumuzu da unuttuk. Yıllar geçerken de çocukluğumuzu. Yıllar çabuk geçiyordu; her çocuğu bir şeyleri bıraktırarak, her çocuktan bir şeylerini çalarak...
Ve bu akşam, yıllar sonra kar altında yürürken, o arkadaşım geldi aklıma. Durdum en yakın saçağın altında ve kar yağışını izlemeye koyuldum, tüm planlarımı bozarak... Arkadaşımı gördüm, oradaydı. Elini uzatıyordu yanına varmam için. Ama ben yanına yükselemiyordum, çok büyüktüm artık göğe uçmak için... Yanına gidemeyeceğimi anlayınca, O bana doğru gelmeye başladı; yıllar önce yükseldiği gökten. Çok mutlu görünüyordu. Gülüyordu gözleri; sonunda en iyi dünyayı ben buldum dercesine...
